Anasayfa  ›  Site İçi SEO

Site İçi Seo

Site içi SEO, müşterinin sipariş vermeden ya da yola çıkmadan önce okuduğu sayfaları tamamlar: set hâlinde satılan ürünler, ürün sayfasında sorulan sorular, ziyaret kuralları ve hasat yılı ile üretim yeri gibi köken bilgileri.

Telefon ekranı: Site İçi SEO

Site İçi SEO Set Hâlinde Satılan Ürünlerin Sayfasını Tek Tek Ürün Sayfalarıyla Nasıl İlişkilendirir?

Isparta merkezde gül ürünleri satan bir dükkânın sitesinde hediye kutusunun kendi sayfası vardır. Sayfada bir fotoğraf ve üç ad durur: gül suyu, sabun, krem. Üçünün de ayrı sayfası bulunur; hiçbiri kutudan söz etmez, kutunun sayfası da onlara yol vermez. Kremin sayfasını okuyan, kutuyla daha hesaplı alabileceğini öğrenemez; kutuya bakan, sabunun kaç gram olduğunu bulamaz. Site içi SEO bu dört sayfayı birbirine tanıtır.

Set, içindekilerin toplamından ayrı bir üründür; çünkü başka bir aramanın karşılığıdır. Ürünleri tek tek arayan kişi adını yazar: “gül suyu”, “gül sabunu”. Seti arayan ise çoğu zaman hediye düşünmektedir ve öyle yazar: “gül ürünleri seti”, “hediyelik kutu”. Bu yüzden setin sayfası kime ve hangi güne yakıştığını, kutunun nasıl göründüğünü ve nasıl paketlendiğini kendi cümleleriyle anlatır.

Setin sayfası içindekileri eksiksiz sayar: hangi ürün, hangi boyda, kaç tane. Her ad, o ürünün kendi sayfasına giden bir bağlantıdır; ayrıntıyı merak eden tek dokunuşla oraya geçer. Yol iki yönlüdür: gül suyunun sayfasında da “Bu ürün hediye setinde de var” yazar ve sete bağlanır. Ziyaretçi nereden girerse girsin ötekini görür; arama motoru da dört sayfanın ilişkisini bu bağlantılardan okur.

Setin yazısı, üç ürün açıklamasının alt alta yapıştırılmış hâli olmamalıdır. Öyle yapıldığında dört sayfada aynı paragraflar durur ve arama motoru hangisini göstereceğini kendi seçer. Set sayfası ürünleri birer cümleyle anar, gerisini kendi sayfalarına bırakır. Fiyat da sözle açıklanır: kutu, parçaları ayrı ayrı almaktan hesaplı mı, aynı mı? Fark kutunun kendisinden mi geliyor? Alıcı bu hesabı yapmaya çalışır; sayfa ona yardım eder.

İçindekilerden biri değiştiğinde set sayfası da değişir: krem yerine başka bir ürün konduysa ya da şişe küçüldüyse sayfa aynı gün düzeltilir. Fotoğrafın kuralı bellidir: kutunun bütününü gösteren bir kare ve her parçanın tek başına göründüğü birer kare. Her mevsim yeniden hazırlanan sete her seferinde ayrı sayfa açılmaz; adres aynı kalır, içerik yenilenir. Sayfanın biriktirdiği ziyaret ve bağlantı böylece korunur.

Set ile parçaları arasındaki bu yollar, siteye dışarıdan bakan birinin de görebileceği şeylerdir. Site içi SEO işi bizde imbikle açılır. Gül yağı çıkaran usta yaprakları imbiğe koyar; ısınan sudan yükselen öz damla damla toplanır, kalan dipte durur. Sitenizi de böyle, dışarıdan ve ücretsiz imbikten geçiririz; şifre gerekmez. Dört geçişten biri sayfa içeriklerine ayrılır; birbirinden habersiz duran set ve ürün sayfaları orada görünür.

Müşterilerin Ürün Sayfasında Sorduğu Sorular ve Verilen Cevaplar Sayfada Kalmalı mıdır?

Bir gül sabununun sayfasının altında “Soru sorun” kutusu vardır. Mart ayında bir müşteri sorar: kokusu ne kadar süre kalıyor? Dükkân sahibi cevabı özenle yazar ve müşterinin e-posta adresine gönderir. Soru da cevap da sayfada görünmez. Nisanda aynı soru yeniden gelir, mayısta bir daha. Yaz bitene kadar on müşteri daha aynı şeyi sorar; her biri cevabını tek başına, kendi posta kutusunda okur.

Ürün sayfasında sorulan soru, sayfanın söylemeyi unuttuğu şeyin kaydıdır. Müşteri önce yazıya bakmış, bulamamış, sonra sormuştur. Bu sorular toplandığında ortaya, masa başında düşünerek çıkaramayacağınız bir liste çıkar: kokunun süresi, kalıbın ağırlığı, kutudan ne çıktığı, hediye paketi yapılıp yapılmadığı. Liste, ürünü yapan kişinin değil, satın alacak kişinin gözünden yazılmıştır; değeri de buradadır.

Cevap ürünün altında, herkese açık durduğunda iki işe yarar. Sonraki okur aynı soruyu sormadan cevabını bulur. İkincisi sözcüklerdir: müşteri sorusunu kendi diliyle yazar, arama kutusuna da öyle yazar. Sizin “kalıcı koku” dediğinize o “kokusu elde kalıyor mu” der. Soru sayfada durdukça sayfa, bu sözlerle yapılan aramanın da karşılığı olabilir. Açıklamayı yazan kişinin aklına gelmeyen sözcükler sayfaya böyle girer.

Cevabın birkaç kuralı vardır. Kimin, hangi gün cevapladığı yazar; adı olmayan cevaba az güvenilir. Kısa tutulur: önce cevap, gerekiyorsa bir cümle açıklama. Tutulamayacak söz verilmez; “haftalarca kokar” demek yerine kokunun neye göre değiştiği anlatılır. Ürünün cilde ya da sağlığa etkisi üzerine hiçbir iddia yazılmaz; böyle bir soru geldiğinde cevap, içindekilerin listesini göstermekle yetinir.

Hakaret ve küfür dışında hiçbir soru silinmez; hoşa gitmeyen soru da gerçek bir merakı gösterir, dürüst cevabı sayfaya güven katar. Aynı soru üçüncü kez geldiğinde cevabı yukarı, ürün açıklamasının içine taşınır; demek ki yeri orasıdır. Sorular sayfada yazı olarak durur: resim olarak ya da yalnızca bir düğmeye basılınca yüklenen bir pencerede değil. Arama motoru, sayfada duran yazıyı okur.

Kutu bir yük de getirir: cevap bekler. Haftalardır cevapsız duran bir soru, kutunun hiç olmamasından kötüdür; okura dükkânda kimsenin bulunmadığını söyler. Sorulara kimin, kaç gün içinde bakacağı baştan belli olmalıdır. Site içi SEO imbiğinde, cevabını haftalardır bekleyen soru bir tortudur. Üç notu vardır: hangi sayfada çökmüş duruyor; müşterinin önünde neyi bulandırıyor; arıtma sırası hangi ayda.

Ziyaret Kuralları (Giriş, Fotoğraf Çekimi, Otopark) Sayfada Nerede ve Nasıl Yazılır?

Lavanta mevsiminde bir bahçenin telefonu sabahtan akşama aynı sorularla çalar: giriş ücretli mi, yanımızda fotoğrafçı getirebilir miyiz, arabayı nereye bırakacağız, köpeğimiz girebilir mi? Telefona bakan kişi aynı dört cevabı gün boyu yineler; o sırada kapıdaki misafir bekler. Arayanların çoğu önce bahçenin sitesine bakmıştır. Sitede güzel fotoğraflar ve bir yol tarifi vardır; kuralların yazdığı bir sayfa yoktur.

Gezilen her yerin bir “gelmeden önce” sayfasına ihtiyacı vardır. İçinde şunlar durur: mevsim boyunca açık olunan günler ve saatler, girişin nasıl olduğu, aracın bırakılacağı yer, çocuklu ailelerin bilmesi gerekenler, evcil hayvanın girip giremeyeceği. Profesyonel çekim ayrı yazılır: izin gerekiyor mu, hangi saatlerde yapılabiliyor, kime haber verilecek? Çiçek koparmak ve havadan kamera uçurmak da birer satırla cevaplanır.

Dil, sayfanın yarısıdır. “Yasaktır” diye başlayan on satır, misafiri daha gelmeden azarlar. Aynı kural cevap olarak yazıldığında başka okunur: “Köpeğinizle gelebilir misiniz? Tasmalı olarak, yürüyüş yolunda evet; sıraların arasında hayır.” Soru misafirin sorusudur, cevap açıktır. Bitkiyi koruyan her kuralın yanında tek cümlelik nedeni durur: sıraların arasına basılmaz, çünkü kırılan dalın yerine o mevsim yenisi gelmez.

Yeri de önemlidir. Kurallar ziyaret sayfasının üst bölümünde, fotoğraf galerisinden önce durur; sayfanın dibindeki küçük bir bağlantının arkasına saklanmaz. Menüde adıyla görünür: “Gelmeden Önce” ya da “Ziyaret Kuralları”. Harita kaydınızdan siteye gelen misafir de bu sayfaya kolayca ulaşabilmelidir. Yazı telefonda rahat okunmalıdır; çünkü çoğu kişi ona yolda, arabanın içinde bakar. Her kural, sorusuyla birlikte yazı olarak durur.

Bu sayfa, insanların bir gün önce, akşam saatlerinde aradığı şeydir: “lavanta bahçesi giriş ücreti”, “bahçeye köpek alınıyor mu”, “çekim izni”. Cevabı sayfanızda bulamayan ya telefona sarılır ya da başkalarının yazdığı eski bilgiye güvenir. Sayfanın başında hangi mevsim için geçerli olduğu yazar. Tarihi olmayan bir kural sayfası, geçen yılın saatlerini bu yıla taşır; kapıdaki anlaşmazlığın bir kaynağı da budur.

Mevsim bittiğinde sayfa kapanmaz, değişir: bahçenin şu an gezilmediği, gelecek mevsimin ne zaman duyurulacağı yazılır. Kışın arayan da bir cevap bulur. Site içi SEO işleri arıtma listesiyle yürür: liste her ay size sunulur, “olur” demediğiniz satır yapılmaz. Sıralamanın tek ölçüsü vardır: önce suyu bulandıran. Mevsim yaklaşırken misafirin önündeki suyu ilk bulandıran, yazılmamış kurallardır.

Hasat Yılı, Üretim Yeri ve Parti Numarası Ürün Sayfasında Yer Almalı mıdır?

Bir alıcı iki ayrı sitede iki kavanoz balı karşılaştırır. Birinin sayfasında balın hangi ilçede, hangi yıl toplandığı ve kavanozun hangi partiden çıktığı yazar; altında arıcının adı durur. Ötekinin sayfasında tek sözcük vardır: “doğal”. Fiyatlar birbirine yakındır, fotoğraflar da benzer. Alıcı ilk sayfaya döner; çünkü orada sorabileceği her şeyin cevabı vardır, ikincisinde ise inanması istenen bir sıfat.

Köken bilgisi dört sorunun cevabıdır: ürün nerede yetişti ya da yapıldı, hangi yıl toplandı ya da hangi gün üretildi, hangi partiden ve kimin elinden çıktı? Dikkatli alıcı bunları arar. Bu bilgilerin bir özelliği daha vardır: kopyalanamaz. Ürünü alıp satan aracı, fotoğrafı ve açıklamayı kendi sitesine taşıyabilir; ama köyün adını, hasat yılını ve parti numarasını ancak üreten bilir ve her partide yeniden yazar.

Bu bilgiler sayfada iki biçimde durur. Önce açıklamanın içinde, cümle olarak: “Bu partinin elmaları Eğirdir’deki bahçemizde geçen güz toplandı, kendi depomuzda bekletildi.” Sonra küçük bir tabloda, tek bakışta: üretim yeri, hasat yılı, parti numarası, paketleme günü. Cümle okura hikâyeyi verir, tablo arayana satırı. İkisi de yazı olarak durur; etiketin fotoğrafı tek başına yetmez, çünkü arama motoru fotoğraftaki yazıyı her zaman okuyamaz.

Köken bilgisi bir kez yazılıp bırakılmaz; parti değiştikçe değişir. Yeni hasat rafa girdiğinde sayfada hâlâ geçen yılın satırı duruyorsa, alıcının elindeki kavanoz ile okuduğu sayfa birbirini tutmaz. Bu yüzden işin başında tek soru sorulur: satırı kim güncelleyecek? Paketlemeyi yapan kişi mi, siteye bakan kişi mi? Güncelleme, etiketin basıldığı gün yapılacak işlerin arasına yazılırsa unutulmaz.

Gösterilemeyen hiçbir şey yazılmaz. Köyün adı yazıyorsa ürün oradan gelmiş olmalıdır; belgesi olmayan bir nitelik, üstünlük bildiren bir söz ya da ürünün sağlığa etkisine dair bir cümle bu bölüme girmez. Parti numarasının bir yararı daha vardır: bir sorun çıktığında geriye doğru iz sürülür. Müşteri kavanozun altındaki numarayı söyler; hangi günün dolumu olduğu ve başka kimlere gittiği bulunur.

Yazıyla duran köken bilgisini arama motoru da okur; “Eğirdir elması” ya da “bu yılın hasadı” diye arayanın karşısına, bunu yazan sayfa çıkabilir. Site içi SEO için kapıyı siz açın: site adresinizi yazın; siteyi imbikten biz geçirelim, ücret istenmez. İş sürdükçe her ay bir hasat notu okursunuz: o ay toplanan, müşterinin önünde berraklaşan ve sıradaki iş, gündelik sözlerle yazılıdır. İkinci damıtma sonra gelir.

Sıkça Sorulan Sorular

Sayfayı kapatmayın; durumunu yazın. Eksik parçanın ne zaman geleceği belliyse sayfaya o not düşülür ve set o güne kadar “tükendi” görünür. Parçanın yerine başka bir ürün koyacaksanız içindekiler listesi, fotoğraf ve fiyat açıklaması aynı gün değişir. Sayfada tam görünen bir kutuyu eksik göndermek ise güveni zedeler.

Yayımlayabilirsiniz; cevabı kendi ürününüzü anlatarak verin. Rakibin ürünü hakkında bilmediğiniz ya da gösteremeyeceğiniz hiçbir şey yazmayın, kötülemeyin. Kendi ürününüzün içindekileri, ağırlığını, nerede ve nasıl yapıldığını sayın; karşılaştırmayı okura bırakın. İsterseniz sorudaki marka adını çıkarıp “benzer ürünlerle farkı” diye kısaltabilir, kısalttığınızı da belirtebilirsiniz.

Yazmamak daha çok kaçırır; kapıda öğrenen çift, günü ve fotoğrafçıyı ayarlamışken geri döner. Sayfada iki satır ayrı dursun: gezmek için gelenler ve profesyonel çekim için gelenler. İkincisinde ücretin olduğu, hangi saatlerde çekim yapılabildiği ve nasıl yer ayırtılacağı yazsın. Tutarı yazmak istemiyorsanız sorulacak telefonu ekleyin.

Olanı yazın: balın hangi köylerdeki kovanlardan toplandığını sayın ve karıştırılarak doldurulduğunu söyleyin. Tek bir köy adı yazmak, kavanozdaki ürünle tutmayan bir söz olur. Parti numarası burada daha da işe yarar: her dolumun hangi toplamalardan oluştuğunu kendi defterinizde tutar, soran müşteriye o kayıttan cevap verirsiniz.

Size daha iyi bir deneyim sunabilmek için sitemizde çerez kullanıyoruz. Dilerseniz inceleyebilirsiniz.

Size daha iyi bir deneyim sunabilmek için sitemizde çerez kullanıyoruz. Dilerseniz inceleyebilirsiniz.