Anasayfa  ›  Site Dışı SEO

Site Dışı Seo

Site dışı SEO, adınızın satış yapılan başka yerlerde nasıl geçtiğini izler: indirim kodu sitelerinde adınıza açılmış sayfalar, “hangisi alınır” listeleri, satış ortaklığıyla verilen bağlantılar ve mesajlaşma uygulamasındaki ürün kataloğu.

Telefon ekranı: Site Dışı SEO

Site Dışı SEO İndirim Kodu Sitelerinde Adınızla Açılmış Sayfalar İçin Ne Yapar?

Isparta ilinde gül ürünleri satan bir internet dükkânında, sepetini doldurmuş bir müşteri ödeme adımına gelir. Kart bilgisinin hemen üstünde boş bir kutu görür: “İndirim kodu”. Kodu yoktur; ama bir yerlerde bulunduğunu düşünür. Sayfadan ayrılır, dükkânın adını “indirim kodu” sözüyle aratır ve hiç bilmediği bir siteye varır. Orada beş kod sıralanmıştır; hiçbirini dükkân vermemiştir. Bu sayfa da site dışı SEO işinin konusudur.

İndirim kodu siteleri, internetten satış yapan hemen her dükkânın adına birer sayfa açar; çoğu zaman dükkânın haberi olmaz. Sayfada kodlar sıralanır: kimi yıllar önce bitmiş bir kampanyadan kalmıştır, kimi hiç verilmemiştir. Amaç ziyaret toplamaktır; gelen kişiye reklam gösterilir ya da başka dükkânlara yol verilir. Bu siteler büyüktür ve dükkân adının yanına “indirim kodu” yazılan aramalarda sık sık üst sıralarda görünür.

Dükkânın kaybı iki yerdedir. İlki sepettir: müşteri ödemenin eşiğindeyken siteden çıkmıştır. Kodları tek tek dener, hiçbiri çalışmaz; kimi geri döner, kimi dönmez. Dönenin de keyfi kaçmıştır: başkasının indirimle aldığını, kendisinin tam fiyat ödediğini düşünür. İkincisi addır: dükkânın adı, onun ağzından hiç çıkmamış sözlerle yan yana anılmaktadır. Sayfa sizin değildir; ama üstünde sizin adınız yazar.

Yapılabilecek ilk şey, bu aramaya doğru cevabı kendi sitenizden vermektir. “İndirim ve Kampanyalar” adında kısa bir sayfa açılır. Geçerli bir kod varsa koşuluyla ve son günüyle yazar; yoksa bu da açıkça söylenir: “Şu anda geçerli bir indirim kodumuz yok.” Bülten indirimi gibi gerçek bir yol varsa o gösterilir. Adınızla yapılan aramada bu sayfa da görünebilir; sırası için söz verilemez.

Kutunun kendisine de bakılır. Kampanya yokken ödeme adımının ortasında duran boş kutu, müşteriye bir şeyi kaçırdığını düşündürür. Kutu küçük bir bağlantının arkasına alınabilir: “İndirim kodunuz mu var?” Kodu olan dokunur, olmayan fark etmez. Kod sitesine de yazılabilir: sayfadaki kodların size ait olmadığı bildirilir, düzeltilmesi ya da kaldırılması istenir. Kimi site buna uyar, kimi cevap bile vermez.

Gerçek kod verecekseniz gerçek bir ortağa verin: bir bültene, bir yazara, bir etkinliğe. Her kodun son günü olsun ve o gün kapansın; ucu açık kod, yıllar sonra o listelerde dolaşmayı sürdürür. Site dışı SEO işine imbikle başlanır: gül yağı ustasının kazanında aranan öz buharla yükselir, damla damla birikir, kalan dibe iner. Siteniz de dışarıdan, ücretsiz ve şifresiz imbikten geçirilir.

“Hangisi Alınır” Listelerinde Yer Almak İçin Para Vermek Gerekir mi?

Küçük bir sabun atölyesinin sahibi, sabah siparişlere bakarken tanımadığı bir adresten gelmiş bir e-posta bulur. Gönderen, “hangi on sabun alınır” türünden listeler yayımlayan bir sitedir. Yeni listede atölyeye de yer açabileceklerini yazarlar; karşılığında bir bedel isterler. Sıra yükseldikçe bedel de yükselmektedir. Atölyenin sahibi iki şeyi düşünür: bu listeyi okuyan biri var mıdır ve parasını ödediği bir sırada görünmek doğru mudur?

Bu listeleri okuyan kişi çoğu zaman almaya karar vermiştir, hangisini alacağını seçmektedir; yani tam aradığınız okurdur. Listelerin hepsi aynı yoldan yazılmaz. Kimini ürünleri gerçekten deneyen biri hazırlar. Birçoğunda ise yerler parayla verilir ya da yayıncı, listeden çıkan her satıştan pay alır. Bunda gizlenecek bir şey yoktur; yeter ki okur, önündeki sıralamanın nasıl oluştuğunu bilsin.

Para vererek listeye girmek reklamdır ve reklam diye adlandırılmalıdır. Yayıncının bunu yazının görünür bir yerinde belirtmesi beklenir; okurun hakkı budur. Bağlantıdan beklenen de ölçülü olmalıdır: arama motorları parayla konmuş bağlantının kodda öyle işaretlenmesini bekler ve böyle bir bağlantıyı çoğu zaman gönüllü bir öneri gibi saymaz. Sıralamanız bununla yükselmez; gelen, listeyi okuyup adınıza dokunan kişidir.

Bir listenin ciddiyeti birkaç yerden anlaşılır. Ürünlerin nasıl seçildiğini yazıyor mu: kim denedi, neye baktı? Güncel tutuluyor mu, yoksa satıştan kalkmış ürünler hâlâ sıralarda mı duruyor? Ürünlerin zayıf yanlarını da söylüyor mu? Her ürünü aynı övgüyle anlatan liste, okurun da çabuk fark ettiği bir ilan sayfasıdır. Bu sorulardan geçemeyen listede yer almak, adınızı öyle bir sayfanın içine yazdırır.

Parasız yol daha yavaştır. Ürünleri gerçekten deneyip yazan birine bir kalıp sabununuzu gönderirsiniz; yanına koşul koymazsınız. Yazıp yazmamak, beğenip beğenmemek onun kararıdır; “olumlu yazarsanız” diye başlayan bir cümle işi yeniden reklama çevirir. Ürünle birlikte kısa bir not gider: içindekiler, ağırlığı, nerede yapıldığı. Yazı çıkarsa okur onu, parayla alınmış bir sıradan başka bir gözle okur.

Yapılmayacak bir şey kalır: “bağımsız” görünen bir listeyi kendiniz yazıp kendi ürününüzü başa koymak. Okur bunu çoğu zaman anlar; anladığında listedeki her söz değerini yitirir. Site dışı SEO imbiğinde, adınızın reklam olduğu belirtilmeden geçtiği böyle bir sayfa bir tortudur. Üç notla yazılır: o güne dek müşterinin önünde neyi bulandırıyor, tortu nerede çökmüş duruyor, hangi ayın listesi onu arıtacak.

Satış Ortaklığıyla Verilen Bağlantılar Sitenize Müşteriden Başka Ne Taşır?

Lavanta ürünlerini internetten satan bir aile işletmesi, bahçe ve ev üzerine yazan bir blog yazarına yalnızca ona ait bir bağlantı verir. Yazar, bu ürünleri anlattığı yazıya bağlantıyı koyar; okur dokunur, işletmenin sitesine gelir. O yoldan gelen her satıştan yazara küçük bir pay ödenir. Buna satış ortaklığı denir: tanıtan kişi, ancak satış gerçekleşirse kazanır. İşletme için hesabı açık, sayılabilir bir yoldur.

Bu bağlantının iyi yanı sayılabilmesidir: kaç kişi geldi, kaçı sipariş verdi, yazara ne ödendi, hepsi kayıtlıdır. Yine de adı konmalıdır: bu bir reklamdır. Yazar, kazanç elde ettiği bağlantıyı okuruna söylemelidir; yazının başındaki tek cümle yeter. Söylenmediğinde zarar gören yalnızca yazar olmaz; okur, ürünü öven sözlerin de parayla söylendiğini düşünür ve kırgınlığı işletmeye de uzanır.

Arama motoru tarafında beklenti benzerdir. Google, kazanç karşılığı verilen bağlantıların sayfanın kodunda, okurun görmediği küçük bir notla işaretlenmesini ister. İşaretli bağlantı her zamanki gibi çalışır; dokunan sitenize gelir. Değişen, arama motorunun onu gönüllü bir tavsiye olarak değil, ticari bir bağlantı olarak görmesidir; genellikle sıralama hesabına katmaz. Bu yüzden satış ortaklığından beklenen şey sıra değil, müşteridir.

Peki müşteriden başka ne gelir? Önce ad: yazarın okurları işletmeyi ilk kez orada duyar; o gün almayan da adı aklında tutar, sonra kendisi arar. İkincisi, yazar ürünü gerçekten kullandıysa, kendi sözleriyle yazılmış dürüst bir değerlendirmedir; eksiğini de söyleyen yazı, övgüden çok güven verir. Üçüncüsü bilgidir: hangi yazıdan gelenin ne aldığına bakarak okurun neyi merak ettiğini öğrenirsiniz.

Ortaklığın riskleri de vardır. Kimi ortak, işletmenin adıyla yapılan aramalara reklam verir; zaten size gelecek müşteriyi araya girip pay karşılığı getirir. Ortağa özel verilen indirim kodu elden ele dolaşıp kod sitelerine düşebilir. En önemlisi, sizin adınıza söz söylenir. Ortaklara tek sayfalık bir kural yazısı verilir: ürün için ne denebilir, ne denemez. Sağlığa ilişkin hiçbir iddia bu ortaklıkta yer almaz.

İki şey daha baştan yazılır: satışları kim sayıyor, ödeme ne zaman yapılıyor? Ortaklık bittiğinde bağlantı ölü bir sayfaya değil, ürünün kendisine gitmeyi sürdürür; kod kapatılır, son ödeme yapılır. Site dışı SEO tarafında işler arıtma listesinden yürür: ayda bir önünüze konur, onay vermediğiniz hiçbir satıra el sürülmez. Hangi satırın öne geçeceğini kural söyler: önce suyu bulandıran; yani adınıza söylenmiş, tutmayan söz.

Mesajlaşma Uygulamasındaki Ürün Kataloğunuz Müşteriyi Sitenize Ulaştırıyor mu?

Sütçüler’de bir arıcı, ürünlerini bir mesajlaşma uygulamasındaki işletme profilinin kataloğuna dizmiştir: on iki ürün, her birinin fotoğrafı ve fiyatı. Fiyatlar geçen yılındır; ürünlerin hiçbirinde bağlantı yoktur. Kataloğa bakan müşteri yazar, arıcı bu yılın fiyatını söyler; müşteri şaşırır. Arıcının bir de sitesi vardır: fiyatlar orada doğrudur, sipariş oradan verilebilir. Katalogdan siteye giden tek bir yol yoktur.

Küçük satıcıların birçoğu için gerçek vitrin site değildir. Müşteri ilk olarak mesajlaşma uygulamasındaki kataloğa ya da sosyal medya profilindeki tek bağlantıya bakar; çünkü oradan yazmak kolaydır. Bu vitrinler sitenin dışında durur ve sitenin yönetim ekranında görünmedikleri için kolayca unutulur. Sitede fiyat değişir, katalog aynı kalır; site yenilenir, profildeki bağlantı artık açılmayan bir sayfayı göstermeyi sürdürür.

Unutulan katalogda dört şey eskir. Fiyatlar geçen mevsimde kalır. Artık yapılmayan ürünler rafta durur; müşteri ister, “kalmadı” cevabını alır. Ürünlerin altında sitedeki sayfaya giden bağlantı bulunmaz; ayrıntıyı merak eden okuyacak bir yer bulamaz. İşletmenin adresi, çalışma saatleri ve site adresi ya hiç girilmemiştir ya da taşınmadan önceki hâliyle durur. Her biri küçük görünür; birlikte, bakımsız bir dükkân izlenimi verirler.

Düzeni kurmak bir öğleden sonralık iştir. Katalogdaki her ürün, sitedeki adıyla ve sitedeki fiyatıyla yazılır; biri “çiçek balı”, öteki “yayla balı” demez. Uygulama izin veriyorsa her ürüne, sitedeki kendi sayfasının bağlantısı eklenir; müşteri içindekileri, ağırlığı ve kargo koşulunu orada okur. Satıştan kalkan ürün katalogdan da aynı gün kalkar. Profilin bilgi alanına güncel adres ile sitenin adresi girilir.

Bu düzenin sürmesi bir kişiye bağlıdır: fiyat değiştiğinde kataloğu da değiştirecek olan kimdir? Adı konmamış iş yapılmaz. Sosyal medya profilindeki tek bağlantının da bir sahibi olmalıdır. O bağlantı, bakımı yapılan bir sayfaya gitmelidir: anasayfaya ya da güncel ürünlerin toplandığı sayfaya. Geçen yılın kampanya sayfasını gösteren bağlantı, profile verilen bütün emeği boş bir ekrana taşır.

Bir beklenti de düzeltilmeli: katalog ve profil bağlantısı sitenizi aramalarda tek başına yükseltmez. Yaptıkları iş başkadır: insan getirirler, adınızın ve fiyatınızın her yerde aynı görünmesini korurlar. Site dışı SEO işinde başlangıç bizden: site adresinizi gönderin; siteniz dört kez imbikten geçer, ücret istemeyiz. İş başladığında her ayın sonunu bir hasat notu kapatır; sonra ikinci damıtma gelir ve iki sonuç karşılaştırılır.

Sıkça Sorulan Sorular

Adınız “indirim kodu” sözüyle aranıyorsa evet; o aramaya bugün başkasının sayfası cevap veriyor. Kısa bir sayfa yeter: kod vermediğinizi, fiyatın herkes için aynı olduğunu, varsa kargo ya da set avantajını yazın. Ödeme adımında kod kutusu duruyorsa kaldırtın; kullanılmayan kutu, müşteriyi o aramaya gönderen şeydir.

Yanlış bilginin düzeltilmesi bir reklam hizmeti değildir; yazıyla, doğrusunu göstererek isteyin: ürün sayfanızın adresi, içindekiler listesi, güncel fiyat. Düzeltme için bedel isteyen bir yayına ödeme yapmak, aynı isteğin yinelenmesine kapı açar. Cevap gelmezse doğru bilgiyi kendi sayfanızda açıkça yazın; adınızı arayan önce onu okusun.

İzin verecekseniz sınırını yazın. Reklamın reklam olduğu ve kimin verdiği görünmeli; dükkânınızın adı aranınca çıkacak reklamlara, yani zaten size gelen müşterinin önüne, ortak reklam vermemeli. Reklam metninde ürün için söylenecekler de kural sayfanıza uymalı. Bunları ortaklık başlamadan yazıya dökün; sonradan söylemek güçtür.

Olmazsınız; bağlantı mesajın yerine geçmez, sorulacak soruyu azaltır. Müşteri ürünün ayrıntısını sayfada okur, sonra yine size yazar ya da dilerse siteden sipariş verir. Siz de aynı açıklamayı her müşteriye yeniden yazmaktan kurtulursunuz. Sipariş hangi yoldan gelirse gelsin, fiyatın iki yerde aynı olması yeter.

Size daha iyi bir deneyim sunabilmek için sitemizde çerez kullanıyoruz. Dilerseniz inceleyebilirsiniz.

Size daha iyi bir deneyim sunabilmek için sitemizde çerez kullanıyoruz. Dilerseniz inceleyebilirsiniz.